DOLAR 18,5585 0.16%
EURO 18,7333 0.29%
ALTIN 1.020,380,05
BITCOIN %
İstanbul
14°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Bakan Yanık’tan Habertürk’e açıklamalar

Bakan Yanık’tan Habertürk’e açıklamalar

ABONE OL
Kasım 24, 2022 19:59
Bakan Yanık’tan Habertürk’e açıklamalar
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, Habertürk’te Mehmet Akif Ersoy’un sorularını yanıtladı.

Türkiye’de sığınmacılara yönelik yanlış bir algı yaratıldığını vurgulayan Bakan Derya Yanık şu değerlendirmede bulundu: Ben muhtelif konuşmalarımda çok sarih biçimde ifade ettim. Yabancılara yönelik yapılan sosyal yardımları da bizim bakanlığımız yönetiyor. Yabancılara yapılan nakdi yardımları uluslararası fonlardan yapıyoruz. Harcamalar sosyal maliyet kabaca. Türkiye’de yaklaşık 4,5-5 milyon civarı sığınmacı var. Suriyeliler, Afganlar var. Bunlarla alakalı sağlık hizmetinden sığınmacılar da yararlanıyor. Yol hizmetinden, eğitim hizmetinden yararlanıyorlar. Sığınmacı kadınlar şiddet tehdidi Güvenliğin maliyeti var. Yaklaşık 5 milyon insan için harcanan hizmetlerin maliyeti bu orandadır. Efendim 45 milyar dolar 5 milyon kişi varsa deniyor. Kişi başına 200 bin lirayı insanların avucuna sayıyoruz şeklinde değil. Bunun totaldeki sosyal külfeti sığınmacı kişilere sağlanan ücretin maliyet hesaplamasından bahsediyoruz. Türkiye olarak yaptığımız işi uluslararası platformlarda anlatmayalım mı? Buna sizin de ortak olmanız gerekir diye söylemeyelim mi? Nakdi yardımları uluslararası fonlardan kullanıyoruz. Toplam vatandaş, herkes için iletişim hizmetinden, yola kadar, sokak aydınlatmasından bütün maliyetten bahsediyoruz. Bunu bütün vatandaşlarımız için hayata geçiriyoruz. Bu maliyetin genel tablosunu çıkarıyoruz.

Bakan Yanık, İstanbul Sözleşmesi ile ilgili bir soruya şu karşılığı verdi: İstanbul Sözleşmesi bir çerçeve metin. Kadına yönelik şiddetle mücadelede taraf devletlerin ne tür çalışmalar yapması gerektiğini prensipte düzenleyen metin. İstanbul Sözleşmesi’nin düzenlediği ekonomik, hukuksal, tıbbi destek vesaire. Siz kendi iç hukukunuzda ihtiyacınız olan noktaları tamamlarsınız. İstanbul Sözleşmesi kendi başına kurucu bir metin değil. Bugün kadına yönelik şiddet suç, sözleşmeden çıktık, kadına yönelik şiddet suç olmaktan çıktık böyle bir şey yok. Kadına yönelik şiddetle mücadele araçlarını oluşturmanız önemli olan. Yasal altyapının oluşturulması, ceza hukukunda cezaların orantılı oluşturulması, medeni hukuk ve koruma hukukunda değişiklikler yapıldı. Kadınların şiddet tehdidi altında olanların can güvenliği için mekanizmaların oluşturulması. Bizim KADES uygulamamız, elektronik kelepçe uygulamamız, sağlık tedbirinin verilmesi. Toplumsal farkındalılığı oluşturursunuz.

Bakan Yanık’ın sorulara verdiği yanıtlardan öne çıkan başlıklar şöyle:

“DÜZCE’YE İLK ETAPTA 1 MİLYON TL KAYNAK GÖNDERDİK”

Düzce depreminde şükürler olsun ki can kaybı yok, yaralılarımızın da durumu giderek iyileşiyor. Bakanlık olarak afet müdahale kapsamında sorumlu bakanlıklardan birisiyiz. Düzce depreminden haberdar olur olmaz organize olduk. Sahada psiko sosyal destek ekiplerimiz, Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfımızın temsilcileri sahaya indi. Şu ana kadar 3140 kişiye psiko destek sağlamışız. Vatandaşlarımızın eşya ihtiyaçlarından kayıplarına dair tespit yapılıyor. Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfımız tarafından 1 milyon liralık kaynak Düzce’ye ilk akut ihtiyaçlar için gönderildi. Zarar tespiti netleştikten sonra gerekli destekleri vatandaşlarımıza yine sağlayacağız.

“ÇABALARIMIZ SOSYAL REFAH DÜZEYİNİN ARTMASI”

Sosyal refaha yeterince ulaşamayan kitlelerin refah düzeyinin yükseltilmesi çalışması olarak bakıyoruz. Sosyal yardımlarımız doğumdan ölüme kadar temel noktamız; vatandaşımız doğduğu andan ölünceye kadar hayatının herhangi noktasında devletin ihtiyacına desteği olursa biz orada olalım. 2002’de 4 kalem varken bugün 50 başlıkta sosyal yardım sağlıyoruz. Bunun yoksullaşma ile alakası yok. Sosyal hizmet anlayışımız talep olarak doğmaktan arz olarak doğmaya başladı. Sosyal yardım başlıklarının artması, vatandaşımızın refah düzeyinin artması için çabalamamız anlaşılabilir durum. Sosyal yardımlarla alakalı öncelikle mantığını anlatmaya çalışıyoruz. Bizim sosyal yardımlarımız iki temel yasal dayanağa sahip. 3294 ve 2022 sayılı kanun. İhtiyacı olan vatandaşımıza nakit ve sosyal hizmet desteği sağlıyoruz. Yoksul, engelli vatandaşımızı destekliyoruz. Engelli vatandaşa bakım vereni destekliyoruz. Yaşlıların desteklenmesi ve yaşlılara bakanın desteklenmesi de aynı şekilde. Bu çerçevede baktığımızda doğumdan başlayarak, çocukluk evresinde vatandaşımızın hangi noktada ihtiyacı varsa, gençlik evresinde istihdama erişim noktasında bir ihtiyacı varsa, öbür taraftan eşi vefat etmiş kadınların desteklenmesi, asker çocuklarının, ailelerinin desteklenmesi gibi irili ufaklı çeşitli başlıklarda sosyal yardımlarımız var.

“İHTİYACI OLANLAR BİZİ ARAMIYOR, BİZ ONLARI BULUYORUZ”

Ulaşılabilirlikle ilgili hiçbir sorun yok. Zaten ihtiyaçları olanlar bizi aramıyor, biz onları buluyoruz. Vatandaşlarımız e-devlet üzerinden, doğrudan müracaat edebiliyorlar. Eğer vakıflara ulaşamadılar bakanlık olarak sosyal hizmet merkezi ve kuruluşlarımıza ulaştıklarında gerekli yönlendirmeleri yapıyoruz. Sosyal yardım yararlanıcısı olduğu halde dijital ortamlardan sosyal yardım başvurusunda bulunan çok sayıda vatandaşımız var. Bu yöntemler çok yaygın ve kolaylaştırıcı yöntemler. Vatandaşımız gelip ‘benim şöyle ihtiyacım var, şu başlıktan müracaat ediyorum’ demiyor. Kendisi geliyor şartlarına bakıyoruz. Hanenin toplam geliri, demografik durumuna göre hizmeti tanımlıyoruz. Vatandaş tasnif yapmak, statü oluşturmak gibi bir durumda değil. Eşi vefat etmiş 18 yaş altı en az üç çocuğu olan kadınlara konut ve barınma desteğimiz var. İnsan olarak hepimizin temel ihtiyaçları var. Güvenlik, sağlık, barınma, eğitim vs. Barınma, özellikle eşi vefat etmiş, gelir durumu düşük, 3 ve üzeri çocuk. En dezavantajlı gruptan başlayarak onların ihtiyaçlarını giderdikten sonra, orayı tamamlayıp iki çocuklu, tek çocuklu, çocuksuz, evli olmayan erkek veya kadınların da olabilir. Bunlara peyderpey ulaşmak, bizim yaptığımız bu. En dezavantajlı gruptan başlayarak, sosyal refahın adil dağıtımına uygun şekilde bileşenleri çoğaltalım diye düşündük. Gelir durumuna göre barem oluşturduk. Çocuk bileşeni ekledik. Hanelerin çocuk sayısına göre desteklenmesi noktasında. Doğalgaz desteği sağlıyoruz. Elektrik tüketim desteği sağlıyoruz. Eğer hanede sürekli elektrik tüketmeye bağlı cihaz kullanan engelli vatandaşlarımız varsa o ihtiyaçları karşılıyoruz.

“SOSYAL YARDIMA BAKIŞ AÇIMIZ YOKSULLUK TEMELLİ DEĞİL”

Buradaki ölçü cinsiyet ya da istihdama katılıyor olmak değil, hanedeki kişi sayısı ve kişi başına düşen gelir. Bizim sosyal yardımlarımızın yüzde 65 oranında yararlanıcıları doğal olarak kadınlar. Gelir dağılımı dikkate alındığı için. Yeni açtığımız başlıklar var. Aile destek programı, vefa destek programlarının ulusallaşması, aşevi programlarımızın ulusal karaktere dönüşmesi, 0-14 yaş grubu çocuklarda tip 1 hastalığında deri altını ölçen cihaz teminini sağlıyoruz. Yaklaşık 12 bine yakın çocuğumuz bundan yararlanacaklar. Duruma göre yine genişletilebilir çalışmalar bunlar. Bizim sosyal yardımlarımız dediğimizde sürekli yardıma ihtiyacı olanlar var. Bunlar kategorik olarak, mesela engelliler. Engeli giderilemeyecek sürekli durum arz ediyorsa sosyal yardıma sürekli ihtiyacı var demektir. Yaşlılık sürekli yardıma ihtiyacı olan kişiler demek. Çocuklara sağlanan sosyal ekonomik destek. 18 yaşa kadar ihtiyaç devam ediyorsa. Bir hastalık olmuştur, çocuk iyi okul kazanmıştır, eğitimi ailenin sağlaması mümkün değildir, dönemsel desteğe ihtiyacı vardır. Bunlar da akut desteklerimiz. Bu anlamda ekonomik durum ya da ekonomik pozisyonla bağlantıları dramatik artışlar, dönüşler sözkonusu değil. Bizim sosyal yardımla ilgili bakış açımız yoksulluk temelli olmadığı için, kaynaklar ölçüsünde vatandaşımızın sosyal düzeyini, gelir düzeyini artırmaya çalışıyoruz. Bundan daha az yararlanan kitlelere olabildiği kadar ulaşmaya çalışıyoruz.

“CUMHURBAŞKANIMIZ MESELEYİ ÇÖZER GÜVENİ HAKİM”

Görevi devraldığım günden itibaren çok sık şehir ziyaretleri yapıyorum. Sanıyorum 50’ye yakın şehir ziyaret etmişizdir. Vatandaşımızla buluşuyoruz, kendi kuruluşlarımızı ziyaret ediyoruz. Geçtiğimiz yıl dövizin dalgalı olduğu dönemde gerçekten ‘ne olacak, ne oluyor, bu işin sonu nereye gidecek’ endişesi kamuoyunda elbette ki vardı. Ama bu yıl itibariyle gerekli tedbirlerin alınmasını müteakip o ‘eyvah, bir kontrolsüzlük mü var?’ telaşı ‘Sayın Cumhurbaşkanımız bu meseleyi çözer’ güvenine bıraktı. Açıklıkla gördüğüm tablo bu. Sıkıntılar toparlanıyor ve AK Parti ve sayın Cumhurbaşkanımız bu işi çözer güveni var. Alım gücü ile alakalı bir tartışma olduğunu hepimiz biliyoruz. İlgili bakanlıklarımız ve biz süreci takip edip, gerekli tedbirleri hayata geçirmeye devam ediyoruz.

“HEPİMÜZ ÜZERİMİZE DÜŞEN FEDAKÂRLIĞI YERİNE GETİRİYORUZ”

Vatandaşımızın oluşturulmaya çalıştırılan havadan farklı olarak daha serinkanlı süreci izlediğini görüyorum. Bizim görevimiz, sorumluluk sahibi insanlar olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın hassasiyetini tartışmaya gerek yok. 20 yıldır herkes herhalde teslim eder. Elimizden geleni en iyi biçimde, en kısa zamanda, en etkin şekilde yerine getirmekle yükümlüyüz. Birtakım mecralarda, birtakım bakış açılarıyla ‘eyvah yangın yeri’ diye bir şey değil. Dünyadaki ekonomik dalgalanmanın, insanlar artık akıllı telefonla dünyanın her yeniden bilgi alabiliyor. Avrupa’da en gelişmiş saydığımız ülkelerin ‘evlerinizde battaniye ile oturun, elektrik kullanmayın, kışın 3 ay tatili Antalya’da geçirin’ derken, dünyada enerji tedarikinden kaynaklanan maliyetlerin artmasıyla ilgili sıkıntı varken Türkiye belki de en olumsuz etkilenecek ülke olmasına rağmen bu süreci sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yöneten ve yürüten bir ülke olduğunun vatandaşımız farkında. Şu anda hepimiz üzerine düşen fedakarlığı yerine getiriyoruz.

“YABANCILARA YAPILAN YARDIMLAR ULUSLARARASI FONLARDAN KARŞILANIYOR”

Ben muhtelif konuşmalarımda çok sarih biçimde ifade ettim. Yabancılara yönelik yapılan sosyal yardımları da bizim bakanlığımız yönetiyor. Yabancılara yapılan nakdi yardımları uluslararası fonlardan yapıyoruz. Harcamalar sosyal maliyet kabaca. Türkiye’de yaklaşık 4,5-5 milyon civarı sığınmacı var. Suriyeliler, Afganlar var. Bunlarla alakalı sağlık hizmetinden sığınmacılar da yararlanıyor. Yol hizmetinden, eğitim hizmetinden yararlanıyorlar. Sığınmacı kadınlar şiddet tehdidi Güvenliğin maliyeti var. Yaklaşık 5 milyon insan için harcanan hizmetlerin maliyeti bu orandadır. Efendim 45 milyar dolar 5 milyon kişi varsa deniyor. Kişi başına 200 bin lirayı insanların avucuna sayıyoruz şeklinde değil. Bunun totaldeki sosyal külfeti sığınmacı kişilere sağlanan ücretin maliyet hesaplamasından bahsediyoruz. Türkiye olarak yaptığımız işi uluslararası platformlarda anlatmayalım mı? Buna sizin de ortak olmanız gerekir diye söylemeyelim mi? Nakdi yardımları uluslararası fonlardan kullanıyoruz. Toplam vatandaş, herkes için iletişim hizmetinden, yola kadar, sokak aydınlatmasından bütün maliyetten bahsediyoruz. Bunu bütün vatandaşlarımız için hayata geçiriyoruz. Bu maliyetin genel tablosunu çıkarıyoruz.

“YENİ UZMAN ARKADAŞLARIMIZ ARAMIZA KATILACAK”

Sosyal hizmet uzmanlarımız bakanlığımızın ana çalışma gruplarından. Geçtiğimiz süre içerisinde aldığımız çalışma arkadaşlarımıza katılan 6 bin kadromuzun, meslek mensuplarının önemli payı sosyal hizmet uzmanlarına ayrıldı. Süreç içerisinde çalışma arkadaşlarımızı çoğalttıkça yine sosyal hizmet uzmanı arkadaşlarımız aramıza katılacak. Şöyle bir imkanımı yok; sosyal hizmet bölümlerinden mezun bütün arkadaşlarımızın bizim kadrolarımızda çalışması gibi bir imkan yok. Bizim için önemliler, kıymetliler. Biz özellikle sosyal hizmet bölümü mezunu arkadaşlarımız dahil olmak üzere bakanlık ölçeğinde meslek mensubu dediğimiz farklı gruplarla, özel sektörü de kapsayacak yeni çalışmalar yapıyoruz. Olgunlaştıktan sonra inşallah paylaşırız.

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ KENDİ BAŞINA KURUCU BİR METİN DEĞİL”

İstanbul Sözleşmesi bir çerçeve metin. Kadına yönelik şiddetle mücadelede taraf devletlerin ne tür çalışmalar yapması gerektiğini prensipte düzenleyen metin. İstanbul Sözleşmesi’nin düzenlediği ekonomik, hukuksal, tıbbi destek vesaire. Siz kendi iç hukukunuzda ihtiyacınız olan noktaları tamamlarsınız. İstanbul Sözleşmesi kendi başına kurucu bir metin değil. Bugün kadına yönelik şiddet suç, sözleşmeden çıktık, kadına yönelik şiddet suç olmaktan çıktık böyle bir şey yok. Kadına yönelik şiddetle mücadele araçlarını oluşturmanız önemli olan. Yasal altyapının oluşturulması, ceza hukukunda cezaların orantılı oluşturulması, medeni hukuk ve koruma hukukunda değişiklikler yapıldı. Kadınların şiddet tehdidi altında olanların can güvenliği için mekanizmaların oluşturulması. Bizim KADES uygulamamız, elektronik kelepçe uygulamamız, sağlık tedbirinin verilmesi. Toplumsal farkındalılığı oluşturursunuz.

“KADINA ŞİDDETLE MÜCADELEDE SIFIR TOLERANS”

İstanbul Sözleşmesi’nin işaret ettiği gerekli düzenlemeleri alıyorsanzı yaşatır. Uygulama karşılığını oluşturuyorsanız. Siz bir metni çerçeletip duvara asıyorsanız o metin yaşatmaz. Türkiye’nin kadına yönelik şiddetle mücadele çabası 2002’den başlayarak aralıksız, kesintisiz, çok samimi biçimde devam etmiştir; hala da devam ediyor. Aynen sosyal yardımlarda olduğu gibi, şiddet meselesinde 2002’de şiddetin tanımı, kapsamı, müracaat yolları sınırlı olmasına rağmen bugün hem kapsamını genişletme ve şiddet mağdurlarının hukuksal, sosyal mekanizmalarına müracaat etmesinde önemli mesafe katettik. Bizim şiddetle mücadelede hedef noktamız sıfır toleranstır. Bir tek kadın şiddete uğruyorsa mücadelemiz aynı kararlılıkla sürmek zorundadır.

“KADIN CİNAYETLERİNDE YÜZDE 7 BİR AZALIŞ VAR”

Kıyaslama olarak söyleyeyim; tasnifi bu anlamda önemli. 2019’da 337 kadın cinayeti olmuş. Kadın cinayeti nedir, kadınların tarafı olduğu her olay kadına yönelik şiddet olarak değerlendirilmiyor. Nedir o kapsam? Kadın olmaktan kaynaklı karşılaştıkları ayrımcılık, şiddet eylemleri, uğradıkları şiddet. Bunu şöyle örnekleyeyim; Allah’tan tekrar rahmet diliyorum. Başak Cengiz’in failini hatırlıyorsunuz. Sokakta samuray kılıçla ‘birine saldıracaktım, kadın olduğu için bana mukavemet edemeyeceği için ona saldırdım’ diyor. Kadın cinayeti işte bu. 2020’de 268, 2021’de 309 kadın cinayeti olmuş. Yüzde 7 bir azalış var. Bu bize gösterdiğimiz çabanın etkin sonucu olduğunu gösteriyor. O zaman aralıksız devam edeceğiz. Tedbir yöntemlerimizi çoğaltarak devam edeceğiz. Hukuksal altyapımızı güçlendirmeye devam ediyoruz.

“ŞİDDET MAĞDURU KADINLAR İKİ YOLDAN BAŞVURABİLİYOR”

81 ilde bulunan müdürlüklerimizde 300 hukukçu arkadaşımız var. 75 bin civarıda dava dosyası var. Hemen tamamını takip ediyoruz. Kamuoyuna yansıyan dosyalar hakkında bakanlık olarak açıklama yapıyoruz. Haberdar olmadıkları 75 bin davayı takip ediyoruz. Şiddet mağdurları bize kolluğa müracaat ediyor. Kolluk kendisine vaka geldiği andan itibaren hemen bizim şiddet önleme izleme merkezlerimize yansıtır. Her ilde bir merkez. 393 tane sosyal hizmet merkezinde şiddetle mücadelede irtibat noktaları var. Buralara haber verirler. Arkadaşlarımız olaya dahil olurlar. Ya da önce şiddet mağduru ya da tehdit altındaki kişi bize müracaat eder, biz kolluğu hemen harekete geçiririz. Can güvenliği tehdidi varsa koruma merkezlerimize alırız, ekonomik desteğe ihtiyacı varsa destekleriz. Kişinin barınma, güvenli ihtiyacı varsa temin edilene kadar bakanlık olarak o sürecin bir parçasıyız.

İYİ PARTİ’NİN ÖNERGESİ

Önergeler siyaset üretmeye dönük hareketlerdir. Meclis çalışmalarımızda iktidar olarak çalışmalarınızı yaparsınız, Meclis komisyonları olarak iktidar muhalefet her taraf yasama faaliyetinde beraber çalışırsınız. Soru önergeleri bir parça kamuoyuna mesaj vermeye matuf siyaset çalışmalarıdır. O önergeyi veren arkadaşımız da reddedileceğini bilerek verir çoğunlukla.

“SOSYAL YARDIMLARIMIZ AİLE ODAKLI”

Aileyi ve bütün toplumu koruyacağız. Aile sadece bizim bakanlığımızın korumasıyla korunacak bir mekanizma değil. Bakanlık olarak yaptığımız her çalışma aile odaklı ve ailenin korunmasına dönük. Bu sosyal ilişkiler ağı birbiriyle örüntülü alandır. Sosyal yardımlarımız aile odaklıdır. Mümkün mertebe bireylerin kendi aile ortamlarında kalacak, sosyal hayatlarını değiştirmeyecek durumu devam etirmeye dönük çalışmalar yaparız. Engellilerin ailelerinin yanında kalmalarına çalışırız. Asker ailesi desteği diyelim. Genç bir kişi askere gidiyor, geride anne ve babası var, eşi çockuları var, destekliyoruz. Eşi vefat etmiş kadınlara yaptığımız maddi destekler var. Çünkü kadın çocuklarıyla aile içerisinde tutabilmek için. Yaptığımız her çalışmanın merkezinde aile var. Bireyleri güçlendirdiğimizde ailenin de güçlü, mutlu, müreffeh, birbiriyle dayanışan niteliğin devam ettiğini biliyoruz.

“AİLE DESTEK MERKEZLERİNİN SAYISI ARTACAK”

Kadınlar insan hakkı temelinde en temel haklarını kullanmak hakkına sahiptirler. Şiddetten, kötü mumameleye kadar. Ailenin içinde her bir ferdinin güvenli ve mutlu olmasını temin etmek. Aile destek merkezlerimzi, özellikle dezeavantajlı bölgelerden başlayarak sayısını arttıracağız. Roman bölgesinde aile destek merkezlerinin türevi olan sosyal dayanışma merkezlerimizin sayıları artacak. Yaklaşık 656’ya aile destek merkezi sayısı çıkacak. Aile destek merkezlerimiz yaygınlaşacak. Kadın ve çocukların istihdam edilmeleri, sosyalleşmesi. 2012’den beri devam ettirdiğimiz aile eğitm programımız var. İl müdürlüklerimiz uhdesinde aile destek merkezlerinde vesair alanlarda eğitim programları var. Aile danışmanlığı hizmeti evlilik birliği içerisinde, eşler arasında, ebeveyn çocuk arasında problemler olabilir. Çözemediğimiz meselelere ücretsiz şekilde hizmet sağlıyoruz.

“ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇTE ÖZEL SEKTÖRLE İŞBİRLİĞİ YAPACAĞIZ”

Ailenin korunmasıyla alakalı, konvansiyonel ve yeni medya alanlarıyla alakalı. Çocuklara dönük olumsuz içeriklerin işaretlenmesi, olumlu içeriklerin çocuklara sunulup, teşvik edilmesi. RTÜK ve sektör temsilcileri ile düzenli toplantılar yapıyoruz. Neler yapıldığını, nasıl hareket etmemiz gerektiğini çok geniş katılımlarla tartışıp hayata geçirmeye başladık. Önümüzdeki süreçte sektörle yakın işbirliği ile aile dostu yapımları teşvik etmek. Senaryo noktasında danışmanlık hizmeti. Çocuğu olumsuz etkileyecek, şiddeti özendirecek dilin olmaması için program.

“3 ÇOCUK BİLİMSEL VE STRATEJİK BİR MESELE”

Aile ve Sosyal Hizmetler Enstitüsü kurmaya çalışıyoruz. Hem kendi çalışma arkadaşlarımızın meslek içi yetişmeleri, olgunlaşmaları için hem bilimsel anlamda sosyal dokumuzu doğru anlayacak, ihtiyaçlarımızı tespit edecek hizmet modellerini oluşturacak bir enstitü. Şu anda analiz çalışmaları yürüyen Türkiye aile yapısı çalışmamız var. Tamamen Türk aile yapısını önümüze koyan, nasıl ir perspektifin bizi beklediğine dair çalışma. Daha çok ham veriler. Ama genel araştırmaların bize söylediği, Türkiye’de hala aile yapısı çok önemli kavram. Düşünüldüğünün aksine gençler aileyi hala en güvendikler, mutlu oldukları alan olarak görüyor. Evlilik yaşı uzadı, çocuk sayısı azaldı. Bu bize yaşlanan bir nüfusu gösteriyor. Çok hızlı yaşlanıyoruz. Kara Avrupası şu anda en yaşlı bölge. Yaklaşık 100-125 yılda tamamladığı yaşlanma sürecini Türkiye olarak 20-25 yılda tamamlayacağız. 3 çocuk meselesi çok stratejik ve bilimsel çalışmaya dayanıyor, çok maganize edildi. Hem yaşın ilerlemesi, doğurganlık oranın düşmesiyle nüfusumuz yaşlanıyor. Gerekli tedbirleri almamız gerekiyor.

“CİDDİ BİR YAŞLILIK RİSKİYLE KARŞI KARŞIYA KALACAĞIZ”

Ömür süresi uzuyor. Yaşlılarımızın aktif yaşlanmasını temin etmemiz gerekiyor. Üretkenliklerinin artması gerekiyor. Yaşlılığa bağlı semptomlar gelişiyor, bunlarla ilgili hazırlıkların yapılması lazım. Biz çok uzun vadeli, ciddi çalışmalar yapıyoruz. Bu haliyle giderse 2030’larda ciddi bir yaşlılık riskiyle karşı karşıya kalacağız.

“KADINA ŞİDDETTE CİDDİ MESAFE ALDIK”

Batı’da da maalesef kadına yönelik şiddet yaygın. Türkiye bu anlamda gelişmiş ülkelerle kıyasladığımızda oransal anlamda çok dramatik yüksek olduğu ülkelerden şükürler olsun ki, değil; tam tersine ciddi mesafe almış bir ülkeyiz.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

SON DAKİKA HABERLERİ

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.